10 Mayıs 2009 Pazar

AYDIN ENGİN'DEN UMUT VEREN BİR HABER/YAZI

Üyelerimizden sevgili Sema Bayraktar, Aydın Engin'in umut veren bir haberini bizimle paylaştı... Bu yaz, en azından 22 temmuz ertesinden itibaren ciddi bir beklenti içinde olduğumuz 'solun birliği-dirliği' konusunda özel gelişmeler olacak gibi... Devamı yazıda efendim...

Sol’da Sıcak Yaz11.05.2009Sol bacağı olmayan, var gibi görünenleri ise pek cılız, pek etkisiz olan bir demokrasinin topal, sakat kalacağını düşünenlerdenseniz…
Eğer siyaset meydanını “sol”suz bulup köyde değneksiz dolaşanların umursamazlığı, kural tanımazlığı, küstahlığı, kapitalist vahşeti ebedi bir düzenmiş gibi savunmaları canınızı sıkıyorsa… Eğer milliyetçilik dalgasına boylu boyunca kapıldıkları halde kendilerini hala “sol” diye tanımlayanlar onurunuzu kırıyor, öfkenizi iyiden iyiye kabartıyorsa…
Size bir haberim var: Eğer gözlemlerim, kimi tanık olduklarım beni yanıltmıyorsa bu yaz “sol”da sıcak geçecek. Hem de çok sıcak.
Eğer yaz güneşinden iyi yararlanırsa sonbahara da “hasat” var.
* * *
Şimdilerde irili ufaklı gruplar, sorumluluk duyup elini taşın altına sokmakta duraksamayanlar, ayaklarındaki prangalardan nihayet kurtulanlar yoğun ve umutlu bir arayış içindeler. Gözleri uykusuzluktan kızarmış adamlar ve kadınlar birbirleriyle buluşuyor, bir araya gidip başkalarını arıyor, aradıkları ile buluşup tartışmaya, çıkışın yolunu belirgin kılmaya, tanımlı kılmaya ve en önemlisi gerçekleşebilir kılmaya çabalıyorlar.
Yorucu, bıktırıcı ama bereketli bir arayıştan söz ediyorum. “Küçük olsun benim olsun” bencilliğinden sıyrılmış, “Büyük olsun, çok büyük olsun, bizim olsun, hepimizin olsun” anlayışına sıçramış bir arayıştan söz ediyorum.
Mesela “sol”u 95 yıldır uğraştıran, 95 yıl boyunca ortak noktaları aramak yerine ayrılık noktalarına vurgu yapmayı yeğleyen, aynı kökten, “Marksizm”den geldiklerini göz ardı eden, düşmanlıklarla dolu bir tarih kesiti yaşayan “sosyalist sol” ile “sosyal demokratlar” birlikte yürünebilecek bir yolun taşları döşenebilir mi, sorusunu cesaretle önlerine koyup, hem kendi aralarında, hem birlikte tartışmaya başladılar.
Bu önemli.
Türkiye’de, 1960’ların sonunda kendini sosyal demokrat olarak tanımlayan, ama onca yıldır sosyal demokrat olamayan, bugünse ulusalcı-milliyetçi bataklıkta debelenen CHP çizgisini reddetmiş, sosyal demokrasinin “doğum günlerindeki” ilkelere bağlı bir kesim, bir siyasal birikim var. Bu kesim artık kendilerini inkar etmedikçe CHP çatısı altında bulunmalarının mümkün olmadığını bilince çıkardı. Almanya’daki “Die Linke” (=Sol Parti), İngiltere’deki “Respect” deneyleri onları 95 yıldır can düşmanı belledikleri siyasal çizgi ile buluşabilme olanakları üstünde düşünmeye ve davranmaya yöneltti.
Kendini Marksist ya da “özgürlükçü sosyalist” olarak tanımlayanlar da değişen dünyada “Leninci parti modeli”, “Proletarya diktatörlüğü” gibi kavramları “Tartışırsam günaha girer miyim” ya da “Abdestim bozulur mu” gibi kaygıları aşarak ele almaya başladılar. Sevindirici olan ve önemli olansa şu: Solun bu çeşitli kollarında konuşlanmış kişiler, gruplar, hareketler, çevreler bu tartışmaları kendi içlerine kapanarak, teorik tartışmaların gevezelik tuzağına düşerek değil, hem birbirleriyle, hem de “öteki sol”daki kişi, grup, hareket ve çevrelerle sürdürüyorlar.
Bu yaz anlaşılan bu konuşmalar, arayışlar, tartışmalar, görüşmeler, yoklamalar, yok saymamalar ile geçecek.
Şimdiden söylenebilecek olan pek yalın: Bir gruplar, partiler, partimsiler koalisyonu kurmak için karşılıklı “kota pazarlığı” yapılan alışılagelmiş “solda birlik” görüşmeleri artık söz konusu bile değil.
Arayış, temel ilkeler düzeyinde buluşabileceklerin, her türlü örgüt, grup, çevre bağından sıyrılıp özgür solcu bireyler olarak bir araya gelinecek bir arayışa evrildi.
* * *
Şimdilik bu kadar.
Bu yaz besbelli “sol’un sıcak yazı” olacak...
Yaz güneşinden yararlanıp sonbaharda bereketli bir hasat mevsimi mi yaşanacak, yoksa “küçük dükkancılığın” cenderesinde boğulmaya devam mı edilecek sorusu henüz yanıtsız... Hele şu yazı bir yaşayalım bakalım...
Aydın Engin

7 Mayıs 2009 Perşembe

TARTIŞMA: ULUSALCILIĞIN ANAKRONİK HALLERİ

Üyelerimizden Dr. Alişan Özdemir; Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Vahap Coşkun'un bir makalesini bilgilerimize ve tartışma ortamamıza gönderdi... Paylaşıyoruz...

ANAKHRONİSMOS, Eski Yunancada ‘olayları yanlış zamanlandırma’ demektir. Kelimedeki ‘khronos’ zaman anlamındadır, ‘ana’ ön eki ise karşıtlık bildirir. Dolayısıyla anakronizm (tarih yanılgısı), ‘zamana ters düşme, tarihe aykırı olma ve çağa uymama’ gibi anlamları verir. Bilgi eksikliği sebebiyle veya belli bir amacı gözeterek bilinçle zamana ters düşen kişi; a) tarihi olayları/durumları, gerçekleştikleri zamanın dışında ve değişik zamanlarda gerçekleşmiş olaylarla/durumlarla birlikte ele alır ve b) farklı dönemlere meydana gelmiş olan olayları sanki aynı dönemde meydana gelmiş gibi değerlendirir.
İşimize gelen tarih
Türkiye’de son dönemlerde toplumun başına büyük belalar saran ulusalcılığın en temel niteliği, anakronizmdir. ‘Bir Anakronizm Olarak Türk Ulusalcılığı’ başlıklı makalesinde Şükrü Hanioğlu, ulusalcılığın ivme kazanmasında en önemli nedenin, resmi ideolojinin anakronik tarih anlayışı olduğunu belirtir. Hanioğlu’na göre, tarihi bağlamından kopartan ve geçmişi kendimiz dışındaki herkesle mücadele etme nedeni olarak gören bir tarih anlayışını benimsettirmek için yıllardır her türlü aracın kullanıldığı toplumumuzda, 21. asırda Kuva-yı Milliye tipi anakronik örgütlenmelerin ortaya çıkması şaşırtıcı değildir. ‘Başka bir ifadeyle, ilkokul müsameresinden yakın tarih araştırmasına, günün anlam ve önemini dile getiren nutuklardan gazete köşesine, yarattığımız sembollerden romana kadar her alanda böylesi bir anakronizmi sürekli bir biçimde yeniden üreten bir toplumun, 2007 yılında 1919 koşulları çerçevesinde harekete geçmenin gerekli olduğu tezini işleyen bir ideoloji yaratmasında şaşılacak bir husus bulunmamaktadır.’ (Zaman, 12.04.2007)
Bu anakronik ulusalcılık, bugünün sorunlarını ve koşullarını geçmişin sorunları ve koşulları ile özdeşleştirir, bugüne dair kavramları geçmişin kavramlarıyla aynılaştırır. Öyle ki, ulusalcılığın mümtaz şahsiyetleri olarak temayüz edenlerin dillerinde; özelleştirme ‘kapitülasyonlar’a, AB taraftarlığı ‘müttefik ülkelerin muhipliği’ne, IMF ‘Duyun-u Umumi’ye denk düşer. Kendilerini kurtuluş mücadelesi veren Ankara Basını olarak gören medyanın ulusalcı kalemleri, özgürlükçü-demokratik tezleri dile getirenleri ise ‘mütareke basını’ olarak yaftalarlar. Ulusalcı askerler ülkenin 1919’dan beri daha kötü koşullarda olduğunu ileri sürer, hayali bir Kurtuluş Savaşı örgütler ve kendilerini halaskarını zabitan olarak görürler. (Bakınız, Örnek ve Balbay Günlükleri)
Söyledikleri ile yaptıkları arasında genelde bir bağlantı olmaz. ‘Bir Türk dünyaya bedeldir’ derler ama ilgili ilgisiz her yerde Batı karşısında komplekse girmekten sıyrılamazlar. Onlara kalsa bir Türk’ün herhangi bir şeyden korkması mevzu bahsi olamaz ama her nedense ikide bir Sevr kâbusuyla uyanmaktan ve bölünme paranoyasından kurtulamazlar. ‘Ne mutlu Türküm diyene’ var güçleriyle haykırırlar ama yüzlerine sinmiş kızgınlıktan onların hiç de mutlu olmadıklarını anlamanız zor olmaz.
Ulusalcı muhayyile
Ulusalcıların gerçeklikle zayıftır; kendilerine bir dünya yaratır ve burada yaşarlar. Bu dünyada ve bu zamanda yaşayan birinin, ulusalcıların dünyasına girdiğinde, onların ritüelleriyle karşılaştığında hayretlere gark olması işten bile değildir. Andrew Finkel, Ayça Örer’le yaptığı söyleşi de, Ergenekon sanıklarından Fikri Karadağ ile olan bir görüşmesini aktarıyor. Kura’n, bayrak ve silah üzerine ettirdiği ölme ve öldürme yemini ile tanınan ve Kuva-yi Milliye Derneği’nin başkanı olan bu emekli albay ile yaptığı görüşmeyi ‘Faşist bir parodi gibiydi’ diye tanımlıyor Finkel: ‘Herkes takım elbise giymiş, Özbek takıları takmış. Fikri Karadağ kral gibi. Hangi dünyada olduğumu şaşırdım.’ Görüşmeyi yaptığı tarihte 301. maddeyi incelediğini ve Türklüğün ne olduğunu anlamaya çalıştığını belirten Finkel, Karadağ’a ‘Muhammed Türk müydü?’ diye sorduğunu ve ‘Elbette’ yanıtını aldığını belirtiyor: ‘Ciddiye almak zordu. Türkiye’yi nasıl yönetecekti bu darbeciler?’ (Taraf, 12.04.2009)
Altın Çağ’a takıntılı
Ulusalcı ideolojinin mensuplarının meşguliyetleri, eğitimleri ve sosyal çevreleri birbirinden son derece farklı olabilir; ama hepsi resmi ideolojinin umdelerine imanla sarıldıklarından aralarındaki farklar silikleşir, aynı sözleri tekrarlayan neferlere dönüşürler. Düşüncelerine Altın Çağ döneminin kalıntıları hâkimdir; her şeyi o döneme ve o dönemin şahsiyetlerine atıfla haklılaştırmaya veya mahkûm etmeye çalışırlar. Onlar için başka bir gerçek yoktur. Mesela, eğer Altın çağ’da ‘Kürt yoktur’ denmişse, artık bu konu tartışılamaz. Aradan yıllar geçebilir, devlet kendisi dahi Kürtçe televizyon yayınına başlayabilir, Güneydoğu sınırlarında Kürdistan Bölgesel Hükümeti diye bir komşunuz olabilir, Kürt bağımsızlık hareketinin simge isimlerinden biri Irak’ta Cumhurbaşkanlığı makamında olabilir, ama bunların hiçbiri bir ulusalcının ezberini değiştiremez. Alın 1991’in kudretli DGM Savsısı Nusret Demiral’ı, zamanın ve dünyanın onu Kürtleri inkâr noktasından bir milim kıpırdatamadığını göreceksiniz.
Nur Batur, 1991 ‘de Meclis’te yaşanan yemin krizi ile arkasından yaşanan siyasi ve hukuki krizi konu edinen bir yazı dizi yayımladı ve o günleri yaşayanların görüşlerine başvurdu. (4-11.04.2009, Sabah) Hatırlayacaksınız Hatip Dicle’nin ‘Ben ve arkadaşlarım bu yemini anayasal baskı altında ediyoruz’ ve Leyla Zana’nın ‘Ez vé sondé li ser navé gele Kurd u Tırk dixwinim’ (Bu yemini Kürt ve Türk hakları adına ediyorum) sözleriyle başlayan süreçte DEP vekilleri Meclis bahçesinde gözaltına alınmış ve daha sonra mahkûm edilmişlerdi. Tüm bu süreçte başrolde olan Demiral, Meclis’i kuşatmıştı. Bunu ‘Polisin Meclis’i işgal etmesi ile eşdeğer’ olarak niteleyen dönemin Meclis Başkanı Cindoruk, Demiral’ın tavrını şöyle özetliyor: ‘Demiral terör estiriyordu. Herkesi korkutmuştu. Siyasetçilere dahi dava açıyordu. Rüzgâr gibi esen bir adamdı.’
Batur’un sorularına verdiği yanıtlar, sahip olduğu yetkiyi Meclis’i terörize etmek için kullanan bu ‘rüzgâr gibi adam’ın ne denli anakronik bir vaka olduğunu gözler önüne seriyor. ‘Kürtler yoktur. Kürt bir Türk boyu. Araştırmalar böyle. Kürtçe de, Türkiye’de, dünya da yok. Dil denmez. Lehçe denir’ diye buyuran Demiral, Kürtleri ‘Türklerin büyük devlet olmasını istemeyen yabancı devletlerin’ bir icadı sayıyor: ‘Kürt tarihi yoktur. Millet olarak lanse ettiler, Lozan’da önümüze sürdüler.’ Hızını alamıyor Demiral, milletvekillerinin idam edilmemelerine hayıflanıyor: ‘18 yıl kaybedildi. Biz devleti bu kişilerin tehlike içine çektiğini tespit ettik. İdam istedik. İdam cezası verilmiş olsaydı devlet gücünü gösterecekti. Devletin gücü çok sathi kaldı.’
Entelektüel donanım yok
Karadağların, Demiralların, ‘askerler bildiri yayınlayacak’ diye sevindirik olan profesörlerin, meşru bir siyasal partiyi düşman gibi gören bakanların ve bilumum ulusalcıların tavırları ve beyanatları iki hususu anlamamıza yardım eder: Biri ulusalcıların entelektüel donanımlarının sığlığıdır. Slogandan öteye gitmeyen bu ideoloji anakronizmden arındırıldığında ortada içerik namına bir şey kalmamaktadır. Diğeri ise, ulusalcılığın içerdiği tehlikedir. Ulusalcılığın varlığı ve bilhassa etkin makamları işgal edenlerce içselleştirilmesi, bu ülkenin geleceğinde toplumsal barışa yer açmayı güçleştirmektedir. Ulusalcılığa karşı mücadele, Hanioğlu’nun belirttiği gibi ‘anakronizm dışında içeriği bulunmayan bu ideolojiye kızmak’ ile olmaz. Ulusalcılığın geriletilmesi ancak ‘onu sürekli biçimde yeniden üreten ve konjonktür elverdiğinde güçlendiren yapısal nedenleri ortadan kaldırmakla’ mümkün olur.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

OAG RAPORLARI 7 (MAYIS / 1)

Degerli Arkadaslarim,
30.04.2009 tarihinde gerceklestirdigimiz persembe toplantisina Nazim Ozturk, Alisan Ozdemir, Hasan Kayim, Hurriyet Karadeniz, Sema Bayraktar, Omer Faruk, C. Murat Ozgunay, Erdal Karayazgan, Adnan Celayir, Yasar Celik, Ali Senalp, Nazmi Saşmaztin, Fehim Caculi katilmislardir.
Toplantinin birinci bolumunde, bir onceki toplantida karar alinan "yeni bir sol siyaset cizgisi ve dilinin" olusmasi amaciyla gerceklestirilmeye baslanan temaslar hakkinda bilgi verildi. Bir evvelki raporda belirtilen parametreler cercevesinde gorusulen grup, hareket, girisim temsilcileri ile bilim adamlari ve aydinlarin proje ile ilgili gorusleri aktarildi. Her biri uzerinde tartismalar yapildi. Onumuzdeki 15 gun icinde de gorusmelere devam etme karari alindi.

* Genel olarak guc odakli zihniyetle projeye yaklasan kesimlerden uzak durulmasi yonunde bir egilim olustu.
* "Herkes gucunu konsolide etsin sonra birleselim" gibi eskimis politik zihniyetlere prim vermemek gerektigi vurgulandi.
* Guc temelli bir tartismanin icersine girilmesi bastan yenilginin kabul edilmesi anlamina gelecegi ifade edildi.
* Samimi bireylerin belli ilkeler etrafinda biraraya gelip "yeni bir kimlik" olusturmasi gerektigi yonunde mutabik kalindi.

Alinan diger kararlar;
1- OAG'nin amac metninin konusulan butun bireylere gonderilmesi
2- OAG'nin cikis metninin yayginlastirilmasi
3- Solpayda tartisma grubuna - katilmak istemeyenler haric - butun herkesin otomatik uye olmasi
1. ve 2. maddelerde yapilacak isleri grup uyesi butun gonullulerin yapmasinin uygun oldugu ifade dilmistir.
3. maddede belirtilen solpayda ile koordinasyon gorevini ise Sema arkadasimiz ustlenmistir.
Bundan sonraki toplantimiz 14.05.2009 tarihinde saat 19.00'da yapilacaktir. Toplanti yeri aksi bildirilmedigi takdirde yine Hanif Han'da aksi halde Mulkiyeliler Vakfi'nin Sisli'deki yerinde yapilacaktir. Bu konuda en gec sali gunu bilgi verilecektir.
Sevgilerimle
Fehim Caculi

27 Nisan 2009 Pazartesi

OAG RAPORLARI 6 (Nisan / 3)

Degerli Arkadaslarim, 16.04.2009 tarihinde yaptigimiz son toplantiya Aydin Cingi, Celal Yildirim, Nevzat Ozturk, Yasar Celik, Huseyin Ergun, Erol Katircioglu, Kubilay Beyhanus, Sema Bayraktar, Levent Arslan, Omer Faruk, Murat Ozgunay, Erdal Karayazgan, Ali Senalp, Adnan Celayir, ve Fehim Caculi katilmislardir. Sozkonusu toplantimizda Sayin Huseyin Ergun SHP ile ilgili bir sunum yapti. Onumuzdeki donemde SHP'nin olagan kongresi oldugunu. partinin gerek ismi, gerek program ve tuzugu dahil herseyinin degistirilebilecegini ve solun bir bulusma merkezi haline getirilebilecegini ifade etti. Buradan tartismalara gecildi.Genel olarak su goruslere yer verildi;- Olusacak yeni birlikteligin CHP'den ve fraksiyon solundan kopuk olmasi- Kendi kimligini olusturmasi- Fraksiyon solunu reddiye olmasi- Orta siniflari kapsamasi- Bati Avrupa'daki sosyalist partilerin ve sosyalist enternasyonalin cizgisini izlemesi- Ozgurluk, esitlik, demokrasi ve refaha onem verilmesi- Ideolojin yenilenmenin ekim ayina kadar gerceklestirilmesi- Solun ne oldugunun cok iyi tanimlanmasi lazim- Yonetici cekirdek kadroda fikri homojenite ( hemfikirlik ) olmasi, fikri seffaflik olmasi gerekli- Siyasetin finansmani meselesini halletmesi lazim- Ilk once ulkenin hayati 8-10 sorununu belirleyip onun uzerinde cozumler ureten bir hareket olusturmak daha sonra partilesmek lazim- Herhangi bir zamanda aktorler arasinda bir koordinasyon problemi olusursa, olayi toparlamayi bilen bir lider veya liderlik muessesesi lazim- Herkesin kendi iktidar alanlarini parcalayip birlestirebilmek icin bir liderlik lazim- Anonim bir platform olusturmak lazim, platform yaptigi islerle bir cekim merkezi olusturmasi lazim- Dolayisiyla platform uzerine kafa yorup bir kredibilite yaratmamiz lazim- CHP yonetiminden, Ergenekon'a avukatlik yapan cevreden ve cumhuriyet mitinglerini organize eden, liderlik yapan cevreden hic kimse ile temasa gecmememiz gerekir.- CHP'nin degisimi ancak CHP disinda olusturulacak bir baska dinamik ile gerceklestirilebilir.- Eski bir parti icine girerek bu degisim yakalanamaz- Halk yeni bir parti istiyor- Bu dinamik SHP ve ODP ile yakalanamz- Partilerin disinda mevcur partilerle olmaz diyen bagimsiz bir populasyon var. Onlari yakalamamiz, gormemiz lazim.- Ne 10 Aralik, ne Yeni Akil ne OSP tek basina hicbir sey yapamaz. Ancak tek bir nehre akabilirlerse, tek bir nehir olabilirlerse bir dinamigi yakalayabiliriz.- Hepimizin bir terapiden gecmesi lazim- Yeni bir hareket olusturmak lazim. mevcut yapilar birbirlerinin kotuluklerinden bahsediyorlar.- SHP'ye girilip degistirilmek isteniyorsa bu tek tek uyelikler seklinde degil, 10 Aralik, Yeni Akil, OSP, Birikim cevresi, Baris meclisi, Aleviler, Yesiller, Aydinlar, Bilim Insanlari, Kanaat Onderleri, Kurtler, demokrat mutedeyyinler, gazeteciler ve bireylerin belli bir program cercevesinde toplu katilimi ile olmali. Ancak boyle ses getirelebilir. Toplum yuzunu bu tarafa cevirebilir.- SHP'nin ilk once delegeleri ne diyor ona bakmak lazim.- Solda birlik konusunun en az faydali konu oldugu noktasi vurgulandi. Birlesik, cati veya birlik gibi kavramlarin tuzaklarla dolu oldugu ifade edildi.- Sokaktaki adama dokunmanin saclarini agirtmis adama dokunmaktan daha onemli oldugu dusunuldu.- Bir iliskiye girmeden kim ne dusunuyor bilemeyiz. Bu sebeple belli kisilerle surekli temas icinde olmaliyiz.- Denk dusenlerle yurur gidilir, dusmeyenlerle ayrilinir. Tum bunlar hazirlik surecindeki temaslarda tamamlanmali.- Acik olarak iktidari hedeflememiz lazim.- Insan yapimiza cok dikkat etmek lazim. Bizi genis kitlelere tasiyacak nitelikte insanlar olmasi lazim.- AKP'nin tabanina oynamaliyiz. Turbanlinin da partisi olmaliyiz.- Degisim donusum talebi olanlar yuzunu AKP'ye dondurmus durumdalar. Bu alani AKP'nin elinden almaliyiz.- Guclu liderin zenciye benzemesi lazim.- Kapitalizmin yeni evrimlesme surecinin bir aktoru olmamiz lazim. Disinda veya kenarda durup buna karsiyiz dememeliyiz.- Genis kitlelerin esitlik ve ozgurluk icinde yasamasina gunumuzde sol / sosyalizm denir. Dolayisiyla yeniyi yeniden tanimlamaliyiz. Yukarida bahsettigim gorusler cercevesinde Huseyin Ergun, Omar Faruk, Murat Ozgunay, Hurriyet Karadeniz, Ali Senalp ve Fehim Caculi cesitle cevre ve kisiler ile gectigimiz hafta temasa gecerek gorusmelere baslamislardir. Bu haftaki toplantimiz ayni gundemle 30 Nisan persembe gunu saat 19.00'da Hanif han'daki yerimizde yapilacaktir. Sozkonusu toplantimiza en genis katilimin ve katkinin yapilmasini onemle rica ederim. Ayrica solpayda'dan da tum arkadaslarimizin da bu toplantiya gelmesini ve son durumu gozden gecirmemiz gerektigini dusunuyorum.
Sevgilerimle

Fehim Caculi

19 Nisan 2009 Pazar

SODEV, DTP'YE YÖNELİK BASKILARI KINADI...

Grubumuz üyelerinden Dr. Alişan Özdemir'in yolladığı bilgi notunu önemli buluyor ve yayımlıyoruz...

SODEV Başkanı Erol Kızılelma’nın Basın Açıklaması(18.04.2009) Sıra DTP binaları ve üyelerindeDemokrasilerde siyasi partiler esastır. Olur olmaz nedenlerle siyasi partilerin hoyratça saldırıya uğraması kabul edilemez. Görüşlerine katılın veya katılmayın DTP, TBMM’de grubu olan ve seçimlerde önemli bir halk kesiminin oyunu alan yasal bir siyasi partidir. DTP binalarına ve üyelerinin yapılan muameleyi kınıyoruz.Bu hükümetin birçok uygulamasında, farklı düşüncelere tahammülsüzlüğü kanıtlandı. Toplumun dikkatini, dramatik boyutlara ulaşan işsizlik, pahalılık ve yoksulluktan, yaygın yolsuzluk söylentilerinden uzaklaştırıp bir yandan da yerel seçim sonuçlarının acısını çıkarmaya çalışan iktidarı demokrasinin çağdaş normlarına uymaya, farklılıklara saygı göstermeye çağırıyoruz.
İstiklal Cad. Bekar Sok. 22/2 Beyoğlu 34435, İSTANBUL
Tel: (0212) 292 52 52 - 53 Faks: (0212) 292 32 33İnternet : http://www.sodev.org.tr * e-mail : info@sodev.org.tr

13 Nisan 2009 Pazartesi

OAG RAPORLARI 5 (Nisan / 2)

Merhaba,
9.4.2009 tarihli toplantımızı Hanif Han'daki yerimizde yaptık. Bu toplantımıza Bercan Aktas, Burcu Bagci (Aydinlik Genclik Meclisi), Sema Bayraktar, Kubilay Beyhan (Guncel Sol), Fehim Caculi, Adnan Celayir, Burak Cop (Guncel Sol), Ömer Faruk, Serap Güre, Taner İnan (Aydinlik Genclik Meclisi), Erdal Karayazgan, Alisan Ozdemir, Ali Şenalp ve Ceyhun Unal (Aydinlik Genclik Meclisi) katilmislardir.
Toplanti gundemini asagidaki maddeler olusturmustur:
- Daha once Sol Payda mail listesi kurulmustu. Bu mail listesinde Sol Payda'yi olusturan gruplar - OAG, Guncel Sol, Yesil Gundem, Aydinlik Genclik Meclisi, Bizim Gazete- temsil duzeyinde uye olmustu. Sol Payda gruplari OAG'in olusturdugu metni ilkesel olarak benimsemislerdi. Bu toplantida Sol Payda'yla sadece temsiliyet duzeyinde degil bireyler olarak da birlesmek uzerinde ortaklasildi. Bu nedenle OAG uyeleri bundan sonra ayni zamanda Sol Payda uyesi de olacaktir. Halen OAG uyesi olup Sol Payda'ya uye olmak istemeyen arkadaslarin bu konudaki isteklerini moderatore ulastirmalari onemle rica olunur. Ayrica Sol Payda web sayfasi yapimina hiz verilecektir.
- Erdal Karayazgan bizi 4 Nisan'daki Ozgurlukcu Sol Platform Toplantisi hakkinda bilgilendirdi ve bu platformun bildirisi uzerine konusuldu. Henuz kendi icine donuk bir cagri oldugu, olgunlasma sureci yasadigi uzerinde konusuldu.
- Ali Senalp bizi 10 Aralik Hareketi toplantisi konusunda bilgilendirdi. 10 Aralik Hareketi'nin de sosyalist ve sosyal demokratlarin biraraya gelmesine acik bir hareket oldugunu bu toplantida izledigini bizlerle paylasti.
- Fehim Caculi onumuzdeki donemin moderatoru olarak secildi. Toplanti ozetlerinin ise ilgili toplantida gonullu olacak bir arkadas tarafindan yapilmasina karar verildi. Önümüzdeki toplantinin duyurusu Fehim Caculi tarafindan yapilacaktir. Bu toplantiya gecen toplantilardan devreden gundemimiz asagidaki gibidir:
- "Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasil toplantilar, kimlerle duzenlenebilir" uzerine konusmaya gecen toplantida kalan yerden devam edecegiz. Gecen toplantida oneriler - asagida tekrarlanmistir- olgunlastirilmaya calisilacaktir.
"Yeni sol secenek" icin OSP, Yeni Akil, 10 Aralik Hareketi, SHP, Aleviler,Kurtler, gibi ilgili parti, grup, akademisyen, aydin arasinda bir iletisim zemini yakalamak amaciyla "mekik diplomasisi" de dahil olmak uzere cesitli yontemler uzerinde konusuldu. Buna gore kaba hatlariyla simdilik uzerinde anlasilan ve onumuzdeki toplantilarda uzerinde konusularak olgunlastirilacak olan surec su sekildedir. 3-4 kisilik bir komisyon kurulmasi ve gorusmelerin bu komisyonca yonlendirilmesi onerildi. Her grup ile gorusmelerin gorusulecek gruplarda tanidiklari olan farkli kisilerce yapilmasi geregi vurgulandi. Bahsi gecen ve benzeri gruplarla iletisim surecinin baslatilmasi icin on gorusme yapacak ve boyle bir surecin nasil isletilmesi gerektigi konusunda direkt olarak bu gruplardan fikir soracak. Sonra bu ilgili gruplarla taraflararasi iliskinin gelistirilmesine katkida bulunmak amaciyla OAG tarafindan kucuk toplantilar ve nihai olarak kapali bir calistay duzenlenecek. Boylece toplantida onerilen pek cok yontemin birbirini tamamlayacagi uzerinde anlasildi. Sonuclarin kamuoyuna (ozel olanlar haric) duyurulmalari icin cesitli yontemler uzerinde dusunulecek. Bunlar arasinda sonuclarin web sitesinde ve hatta kitap olarak bile yayginlastirilabilecegi konusuldu.
- Sol Payda mail grubuyla ilgili olarak kurallar ve teknik detaylar konusulacak. Gündem önerilerinizi yazmanizi ve bu özetteki eksik veya yanlislari düzeltmenizi rica ederiz. İyi dileklerimizle,
Erdal Karayazgan
Sema Bayraktar

6 Nisan 2009 Pazartesi

OAG RAPORLARI 4 (Nisan / 1)

2.4.2009 tarihli toplantımızı Hanif Han'daki yerimizde yaptık. Bu toplantımıza Levent Arslan, Levent Baris, Sema Bayraktar, Fehim Caculi, Adnan Celayir, Ömer Faruk, Serap Güre, Hürriyet Karadeniz, Erdal Karayazgan ve Ali Şenalp katilmislardir. Toplanti gundemini asagidaki maddeler olusturmustur:
- Rotasyon zamani geldigi icin yapilacak olan yeni moderator seciminin daha yuksek katilimin beklendiği onumuzdeki haftaki toplantimizda yapilmasi kararlastirildi.
- Hanif Han'daki ofisimizi paylastigimiz Altinci Okul Nisan basi itibariyle ayrilmis bulunmaktadir. Dolayisiyla Nisan ayindan itibaren kiramiz 500 YTL olacaktir. Ayrica, bugune kadar Ali Senalp tarafindan odenmis ancak gruptan toplanamamis 370 YTL borcumuz vardi. Bu toplantimizda 790 YTL toplanmis ve Nisan ayi kirasina istinaden sadece 80 YTL borcumuz kalmistir. Hanif Han'daki ofis kirasi ile ilgili olarak katkida bulunabilecek arkadaslarin aylik katki paylarinin ne olacagini Sema Bayraktar'a bildirmeleri rica olunur. Her ay toplanan miktarlarin listesi moderator tarafindan tutulacak ve bu konuda bilgi almak isteyen tum OAG gonulluleri bu listeye ulasabilecektir. Bu konuda uzun vadede basta Sol Payda olmak uzere ofisin kullanimini ve dolayisiyle kira yukunu paylasmak arzusundayiz.
- OAG tanitim metninin yerel secimlerden sonra "yeni sol secenek" konusunun tekrar gundeme gelmesi nedeniyle uygun bir zaman oldugu dusunulerek ve gruplardan ziyade bireylere yonelik olarak yayginlastirilmasi kararlastirildi. Bu kisilerin belirlenmesi ve metnin bireye ozel hale getirilmesi konusunda Fehim Caculi gorevlendirildi.
- "Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasil toplantilar, kimlerle duzenlenebilir" uzerine konusmalar yapildi: "Yeni sol secenek" icin OSP, Yeni Akil, 10 Aralik Hareketi, SHP, Aleviler,Kurtler, gibi ilgili parti, grup, akademisyen, aydin arasinda bir iletisim zemini yakalamak amaciyla "mekik diplomasisi" de dahil olmak uzere cesitli yontemler uzerinde konusuldu. Buna gore kaba hatlariyla simdilik uzerinde anlasilan ve onumuzdeki toplantilarda uzerinde konusularak olgunlastirilacak olan surec su sekildedir. Once 3-4 kisilik bir komisyon bahsi gecen ve benzeri gruplarla iletisim surecinin baslatilmasi icin on gorusme yapacak ve boyle bir surecin nasil isletilmesi gerektigi konusunda direkt olarak bu gruplardan fikir soracak. Sonra bu ilgili gruplarla taraflararasi iliskinin gelistirilmesine katkida bulunmak amaciyla OAG tarafindan kucuk toplantilar ve nihai olarak kapali bir calistay duzenlenecek. Boylece toplantida onerilen pek cok yontemin birbirini tamamlayacagi uzerinde anlasildi. Sonuclarin kamuoyuna (ozel olanlar haric) duyurulmalari icin cesitli yontemler uzerinde dusunulecek. Bunlar arasinda sonuclarin web sitesinde ve hatta kitap olarak bile yayginlastirilabilecegi konusuldu.
- Sol Payda ile ortaklasmanin gelistirilmesi uzerinde konusuldu. Bu nedenle onumuzdeki toplantiyi Sol Payda'yi olusturan gruplarla birlikte yapmaya karar verdik. Boylece hem kendi icimizdeki iliskinin nasil olgunlasabilecegini konusacagiz, hem de birlikte yukarida bahsi gecen sureci olgunlastirmaya calisacagiz. Önümüzdeki toplantımız 9.04.09 Perşembe günü saat 19.00'da Hanif Han'da yapılacaktır.
Bu toplantiya Sol Payda bilesenlerinin de katilmasi beklenmektedir.
- "Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasil toplantilar, kimlerle duzenlenebilir" uzerine konusmaya gecen toplantida kalan yerden devam ediyoruz. - Moderatorun gorev suresi sona erdiginden yeni bir moderator secimi yapmamiz gerekiyor. Gündem önerilerinizi yazmanizi ve bu özetteki eksik veya yanlislari düzeltmenizi rica ederiz. İyi dileklerimizle,
Erdal Karayazgan
Sema Bayraktar

24 Şubat 2009 Salı

OAG RAPORLARI 3 (Şubat/3)

Merhabalar...
12.02.09 tarihli toplantımızı Hanif Han'daki yerimizde yaptık. Bu toplantımıza Engin Ader (Guncel Sol -GS-), Bilgehan Baykal (GS), Barış Baykan (Yeşil Gündem), Kubilay Beyhan (GS), Hüseyin Ergün (SHP), Fehim Caculi, Adnan Celayir, Adnan Genç, Serap Güre, Sema Bayraktar, Hürriyet Karadeniz, Erdal Karayazgan, Ali Şenalp ve Alişan Özdemir (10 Aralık Hareketi) katıldı. Toplantı konusu, "Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasıl toplantılar, kimlerle düzenlenebilir" olarak belirlenmişti. Bu anlamda farklı gruplardan kişilerin fikirlerinin paylaşıldığı bir ortam yaratıldı. Bu fikirlerden bazılarını toplantıya katılamayanlarla da paylaşmak ve bunlar üzerinden tartışmaya devam etmek amacıyla kimler tarafindan söylendiğini de parantez içinde belirterek şu şekilde özetleyebiliriz;

"Onlarin putlarina dokunmayiniz".
Bir yandan muhafazakârlik=metafizikle mücadele ederken bir yandan da onu incitmemek gerekir. Sol ve sosyal demokratlarin, "Geniş bir eksende olmak zorunda da olsa" tek bir akım olarak buluşmasi gerekir. Dnya standartlarında bir sol yaratılmalıdır. Emperyalizmle mücadele milliyetçilikle değil küreselleşmeyle olur. Yönetici bir idare olursa diğer oluşumları toparlayabilir. SHP'yi bir toplanma alanı olarak görmek mümkündür (Hüseyin Ergün)...

"Bölünmek yerine farklılıklarını ortaya koyarak yeni bir solu nasıl ortaya çıkarabiliriz?"
Çok çalışmamız gerekiyor. Toplumun daha geniş kesimlerinin kapsanması, toplumdaki duyarlılıklara empati gosterilmesi ile olabilir. Öncelikle toplumda gündelik dertler, hayatla ilgili sorunlar var, yani mağduriyetler ortaya çıkarılmalıdır. Mağduriyetin nasil giderileceği ile ilgili gerçekçi politikalar üretilmelidir. Uzmanlık alanlarındakı sol birikimi değerlendirerek gölge kabine oluşturma projemiz var... DTP'yle olan bir ittifak sola çok sey kaybettirir. Siyaset süreçleri demokratik, katilimci olmalı hiyerarşik olmamalı. Tabana değmeliyiz. Tüketici dernekleri, sendikalar, bilgi edinme hakkı vb. canlandırılabilir. Hedef %40 gibi yüksek yüzdeler olmalı (Bilgehan Baykal)...

"Gölge Kabine’de Eğitim, Sağlık, Çevre, Ekonomi vb. bakanlıklar olacak".
Örnegin ben Çevre Bakanlığı ile ilgili çalışmalarda yer alacağım. Böyle bir çaışsma içinde olunmasının çok önemli olduğunu düşünüyorum. Partilerde bunu bulamadım (Barış Baykan)...

"En temel kaygim insanlara ulaşabilmek".
Üniversite’nin gençlere ulaşmak açısından fırsatlar sunduğunu düşünüyorum. Eeitim Bakanlığı çalışmalarında yer alacağım. Siyaset teorisi üzerinde derin bir bilgim yok. Bunu nasılsa sizlerle birlikte aşabilirim (Engin Ader)...

"Tartışmaktan çekinmemeli"
"Almanya -Die Linkie- Sol Parti üyesi Kadriye Karcı çalışmalari 4 yıldır taslak programla yürüttüklerini, programı oluşturmak için ise 300 bin kişiyle bir tartışma ortamı yaratmaya çalıştıklarını belirtiyor. Biz de aklımızı fikrimizi bir araya getirmeli, gerekirse ortaklaşmak için geri çekilmeliyiz (Adnan Genç)...

"Yeni Sol Görüş ütopik geliyor"
"Sosyal demokrat ve sosyalist sol ortadan kalkmaz, bu ana kanallarin devam etmesi lazım. Latin Amerika'da farklı gruplar, “Yeni Sol” için değil, bir halk cephesi oluşturmak için biraraya gelmiştir. Türkiye'de de böyle bir cephe oluşturulabilir. Geniş yığınların desteğini almak için yeni sol görüş merkeze, sağa yanaşmak zorunda kalır bu da yasakçı zihniyeti doğurur. Hiç kimse bir partiye o partinin tüm fikirlerini onayladığı için oy vermemektedir. Kitleselleşmek için görüş, istek ve ilkelerden vazgeçmek doğru değildir. "Putları yıkmak gerekir". Yeni partiyi çağdaş sosyal demokratların ve sosyalistlerin bir arada olabileceği bir partiyi birlikte kuralım.. Ancak, bu parti merkez çağdaş sosyal demokrat olsun. 10 Aralık Hareketi’nin seçimlerden sonra -genel seçimlerden önce- parti kurma niyeti var. Yeni bir sol oluşturacaksak yeni bir örgütlenme biçimiyle oluşturulmalıdır. "Güzel söz" ve karizmatik lider önemlidir. Sayı önemlidir. CHP'nin birlik çağrısıyla SHP'nin birlik çağrısı aynı etkiyi yaratmayacaktır. Aydınlari toparlayabiliriz. Yığınlardan uzağız. Birlik olalım demekle olmuyor. Program (amaç) ortaya koyup o program etrafında birlik olunabilir. Güçlü odaklardan birlik çağrısı daha etkili oluyor. Örneğin CHP’den gelebilecek bir birlik çağrısı çok etkili olur (Dr. Alişan Özdemir)...
Sayın Özdemir, bir yanlış anlamayı önlemek için kimi açıklamalar yolladı. Bilginize sunuyoruz: 12.2.09 tarihli toplantıda söylediğim birkaç sözü (yanlış anlaşılmasın diye) açıklamak istiyorum: 1- "CHP birlik çağrısı yaparsa etkili olur" derken CHP'den çağrı beklemek gerektiğini söylemek istemiyorum, "Mesela" demek istedim. Yani güçlü olan (yandaşı, yoldaşı çok olan) çağrı yaparsa dikkate alınır, birkaç kişilik bir grup birlik çağrısı yaparsa önem verilmez demek istedim. Güçlenelim birlik çağrısı yapalım ya da en güçlü olanları birlik çağrısına ikna edelim.
2- "Yeni sol" diye yeni bir grup oluşturmak yanlış, 50 parçalı sola 51. grubu katmaktan başka anlama gelmez. Yapılması gereken, varolan sol gruplara, tutuculuktan ve hoşgörüsüzlükten vazgeçerek, 21. yy.un çağdaş anlayışını kazandırmaya çalışmaktır: Başka görüşlere saygı (oportünizmle suçlamamak), 20. yy.da savunulan görüşlerde israrcı olmamak (değişmeyen tek şey değişimdir), Avrupa'da ve Latin Amerika'da olduğu gibi öteki sol gruplarla birlikte (farklı düşünmeye karşın) etkinlik-eylem-çalışma yapmak, vb. Bunun yolu da içinde bulunduğumuz kendi grubumuza bu anlayışı kazandırmaktan geçer.
Şöyle de olabilir: Sosyal demokrasi adına ya da sosyalizm adına ya da Marxizm adına (bunlar dışında yepyeni bir akım olarak değil) uzlaşmacı, yeni anlayışta bir grup oluşturulabilir. Bu grup yeterli destek bulup güçlenebilirse, var olan grupları çevresinde toplayabilir.
3- Yığınların oyunu almak için sol görüşten ödün verip merkeze yaklaşmaya "yeni sol" denemez. Bu bir anlamda liberalizme, bir anlamda muhafazakarlığa yaklaşmak demektir. Grubun niteliği ya da adı "Sol-liberalizm" "Ortanın solu" olabilir ya da oy artırmak için sol sözcüğünü de kullanmamak gerekir, o zaman adı ne olur bilmem!
SON: Yığınların destek ve oyunu almaya çalışmak doğru amaçtır, destekliyorum. Ama bunu aslımızı yadsımadan yapalım. Mağduriyetleri görelim, ama bunlara toplumcu (demokratik sosyalist) çözüm bulalım ve yığınlara yaklaşıp kendimizi doğru anlatalım. Uzun vadede görüşleri farklı olanları, kısa vadede aynı amaç doğrultusunda birlikte çalışmaya ikna edelim.

"Umutsuz Olmayalım"
"Şu anda aktif olarak, 'Yeni Sol'u oluşturmaya çalışan kişilerin sayısının azlığı umutsuzluk yaratmamalıdır. Bu kişilerin de toplumda bir karşılığı vardır. Olduklarından daha fazlasının sesi olarak kabul edilmelidirler (Kubilay Beyhan)...

"Katılımcı süreç"...
Solda şimdi ulusal ve enternasyonal ayrımı var. Güzel söz söylemek yetmiyor... Bunun nasıl oluşturulduğu ve katılımcı süreç olması önemli. Alman Sol Parti’nin programını hazırladığı gibi bir katılımcı süreç çok önemli... Katılarak değiştirmeyi önemsemeliyiz. Genc arkadaşlar beni heyecanlandırıyor... Böyle olmadığını biliyoruz ama yenisinin nasıl olacağını da bilmiyoruz. Akademik camia soldan kopmuş idi ama şimdi tekrar sola dair kafa yorma var akademik camiada. Bir araya gelmek zaman alacak. 10 Aralık, SHP, ÖDP, Yeşiller vb. farklı gruplar bir araya gelmeli. Sosyalizm ayrı bir sistem değil. Sol bunu henuz tartışmaya hazır değil. Geldiğimiz örgütlerden farklı alışkanlıklarımız var dolayısıyla algılarımız vb. farklı oluyor. Herkes kendi bulunduğu yerden beceremediğini, kendi üstüne düşeni ortaya koymalı; herkes birikimlerini yeni bir oluşuma taşımalı (Hürriyet Karadeniz)...

"Bugünün proleteryası beyaz yakalılardır"
"Sendikalar bu gücü örgütlemelidirler. Toplumun önüne bir proje konmalidir. Solu geleneksel soldan ayırmak gerekir, aksi halde kitleselleşmek mümkün olmaz (Bilgehan Baykal)...

"Bilgi edinme hakkı adına yanıtlar alınamıyor"
"Gölge bir kabine olacak ise kamu kurumlarında çalışan insanlarla birlikte çalışmak gerekiyor. Hizmet sektörü büyüyor ama kayıtdışı. Kayıtsız olarak çalışarak yaşam mücadelesi verenlere ulaşmak gerekir. Çare olarak sunulan 'Mikro Kredi' gibi projelerin son derece olumsuz etkileri vardır, bu gibi projeler ilgili kesimlerin fikirleri alınmadan çare olarak sunulmamalıdır. İş kurmak şartıyla kredi verilmesi yanlış... Esnaf yaratılıyor kadınlar üzerinden onları borçlandırarak (Serap Güre)...

"Aranan şey eylem bazında birlik değil, ideolojik bazda bir netliktir"
"Birliktelik yaratmalıyız aceleciliğiyle davranarak yeniden ilk farklılıkta ayrılacak birliktelikler yaratmak sadece umutsuzlukları büyütür. Önce kendi aramızda program anlamında bir ideolojik uzlaşma sağlanmalı; sonra da sokaktaki sosyal demokratla kendi aramızda bir uzlaşma sağlanmalıdır. (İsmi saptanamadı)...
Gene özel bir not daha geldi: Bir konuyu vurgulamakta yarar var mi bilemiyorum ama Sn. Huseyin Ergun, 12 Eylul yenilgisinin kaynağını şöyle izah etmişti; soğuk savaş koşullarında Sovyetler Birliği'nin güneyinde, Türkiye'de sol icerikli bir toplumsal muhalefetin, uyanışın önü kesilmeliydi. Bu karar ABD ve TC yetkilileri tarafından alınmıştı. Sadece özgün senaryonun , aktörlerin ve sahnenin hazırlanması gerekiyordu. Gerekli şartlar da 12 eylül öncesi elbirliği ile yaratıldı. Sn. Ergun bu mealde bir konuşma yapmıştı yanlış hatırlamıyorsam. Bu vurgulamanın, ülkemizi her açıdan vahşice yöneten muktedirlerin güçlerini nereden aldıklarını göstermesi açısından çok önemli olduğunu düşünüyorum. Sevgiler... Fehim Caculi

Tüm katılımcıların dikkatine özel not: Toplantıdaki konuşmalardan yaptığımız alıntılar bunlar, muhakkak ki gözden kaçırdığımız önemli fikirler olmuştur. Eksiklerimizi, hatalarımızı tamamlayarak ve düzelterek ve ayrıca yeni ilave etmek istediklerinizi de bunlara katarak Sema Bayraktar’a göndermenizi rica ederiz. Bu bilgiler sizden geldigi şekilde toplantı özetine dahil edilerek toplantı özeti gruba tekrar gönderilecektir. Bunun dışında hepinizin bildigi gibi Adnan Genç arkadaşımız, OAG için bir blog olusturdu. Adresi http://ortakarayis.blogspot.com/. Katkılarınızı ve önerilerinizi bekliyoruz. Ahmet İnsel yoğunluğu nedeniyle bu ayki toplantılarımıza katılamayacağını belirtti. Önumüzdeki ay Zülfü Dicleli ve/veya Ahmet İnsel'le birer toplantı yapmayı planlıyoruz. Gelen istek üzerine bu haftaki (15 günde bir yaptiğımız) toplantımızı bir sonraki haftaya erteledik. Önümüzdeki toplantımız 5.03.09 Perşembe günü saat 19.00'da Hanif Han'da yapılacaktır. Umarız bu değişiklik herkes icin uygundur. Bu toplantımızda gecen haftaki, "Yeni Sol için önümüzdeki sürec nasıl olmalıdır?" konulu toplantımıza devam edeceğiz. Toplantıya 'Sol Payda' üyelerini ve Tanıtım Metnimize geri dönüş yapan kişileri davet ediyoruz ve bu soruya yanıt aramaya devam ediyoruz.

Buna göre toplanti gundemimiz su konulardan olusmaktadir;
"Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasıl toplantılar, kimlerle düzenlenebilir" üzerine konuşmaya devam ediyoruz. Bu söylesiyi bir zemine oturtmak maksadıyla yukarıdaki söylenenlerden alt sorular yaratırsak;
* Geleneksel soldan ayrılan bir sol ve sosyal demokratlar arasında ideolojik uzlasma nasıl yaratılır? Bunun için nasıl bir sürec izlenmelidir?
* Yeni solun örgütlenmesi nasıl olmalıdır? İlişkili olarak sokaktaki sosyal demokratlarla nasil uzlaşılır?
* Muhafazakarlikla mucadele ederken duyarliliklar nasil gozonune alinir? Bu, ilkelerden vazgecmek anlamina mi gelir?
* Avrupadaki Sol Parti tecrübesi bize yardımcı olabilir mi? Bu konuda neler biliyoruz, neler bilmeliyiz?

Lütfen siz de kendi alt baslik ya da sorularinizi ekleyiniz.
Moderatörün görev suresi sona erdiğinden yeni bir moderatör seçimi yapmamız gerekiyor. Kendi iç iletişim sorunlarımızı nasıl çözeceğimize dair konuşmamız gerekiyor.
Çatı partisine yönelik olarak bir yazı yazılması teklifi vardır.
Gündem önerilerinizi yazmanizi ve bu özetteki eksik veya yanlışları düzeltmenizi rica ederiz.

Erdal Karayazgan

Sema Bayraktar

23 Şubat 2009 Pazartesi

C.MURAT KARDEŞİMİZE GEÇMİŞLER OLSUN...

Sevgili arkadaşımız, güzellik ve iyilik dolu kardeşimiz C.Murat Özgünay bir süredir rahatsız. Kızıltoprak F.Nightingale Hastanesi'nde (304 numaralı odada) yatmakta. Zatürree tanısı konmuş ve tedavisi sürüyor. Muhtemelen bu hafta sonu da orada olabilir(miş)... Hemen çıkıp ailene, aramıza ve alemlere dönmeni bekliyoruz. Bütün kalbimizle iyileşmeni bekliyoruz... Sevgiler C.Murat...
OAG ARKADAŞLARIN

OAG RAPORLARI 2 (Şubat/2)

Merhaba
Arkadaşlar, 29.01.09 tarihli toplantımızı Hanif Han'daki yerimizde yaptık. Bu toplantımızda Cemil Ertem konuğumuz oldu ve "OAG Tanitim Metni iceriginden hareketle özgürlükçü solun iktisadi anlayışı ne olmalıdır?" konusunda düşüncelerini bizimle paylaştı. Sorularımızı yanıtladı. Özgürlükçü Sol'un İktisadi anlayışının solun en çok üzerinde düşünmesi gereken alan olduğu konuşuldu. O yüzden bu tür toplantılara devam etme kararı alındı. Toplantı kayda alındı. Bu kayıt bilahare çözümlenecektir. Toplantıya Engin Ader (Güncel Sol), Erdoğan Aydın (Yazar), Bilgehan Baykal (Güncel Sol), Sema Bayraktar, Kubilay Beyhan (Güncel Sol), Fehim Caculi, Adnan Celayir, Ömer Faruk, Adnan Genç, Serap Gür, Erdal Karayazgan, Erol Katırcıoglu, C.Murat Özgünay, Ali Senalp, Mehmet Simsek ve Özlem Türkmen katılmışlardır. Önümüzdeki toplantımız 5.02.09 Perşembe günü saat 19.00'da Hanif Han'da yapılacaktır. Bu toplantımızda gundem olarak aşağıdaki konular önümüzdedir; - "Yeni siyasi hat" üzerine yaptigimiz tartismalar sonucunda, Tanıtım Metni'nin temel siyasi yaklaşımlar ve dayanak alınan değerlerin özetlendigi bir siyasal perspektifi gösterdiği ve uzun vadeli amaçlar/hedeflerden oluştuğunu, daha kısa vadeli olarak ise bu aşamada iki önemli hedefte yoğunlaşabileceğimizi konuşmuştuk; "Demokratikleşme zeminini oluşturacak söylem ve eylemler" ve "farklı oluşumlar arasında iletişim zeminini oluşturmak". İkinci hedefe yönelik olarak orta vadede sosyalist ve sosyal demokratlar arasında nasıl bir birliktelik oluşturulabilir sorusuna yanıt aramak uzere bir konferans düzenlenmesi ve bu amacla ilgili oluşumlarla ilişkiye geçilmesi konusunda ortaklaşılmıştı. Bu konuyu bu ve önümüzdeki toplantılarda konuşarak somutlaştırmaya çaışsacağız. - OAG için bir web sayfası ya da blog oluşturulması gündemdedir. - Bizim Gazete, Yeşil Gündem, Siyaset Kahvesi, Yeni Soz, Güncel Sol hareketi ve Ortak Arayış Gönüllüleri'nin birlikte olusturacagi Sol Payda e-posta grubu ve bunun yanı sıra ortak web sitesi ile ilgili olarak Guncel Sol'la ortak bir toplantı yapmak gündemimizdedir. -Kendi iç iletişim sorunlarımızı nasıl çözeceğimize dair konuşmamız gerekiyor. -Ufuk Uras grubuna gonderilmek üzere OAG ile ilgi bir metnin Hürriyet tarafından hazirlanmasına karar verilmisti. Bu yazı hazırlandığıında toplantı gündemimize alınılacaktır. -Çati partisine yönelik olarak bir yazı yazılmasi teklifi vardır. -ÖDP'deki gelişmeler konusunda önümüzdeki toplantıda ÖDP'li arkadaşlar tarafindan bilgi aktarılacaktır. -Önemli konuların saptanarak, bunlara uygun konukların davet edilmeleri ve/veya bu konularda sunum yapacak gönüllü üyelerimiz tespit edilecektir. Gündem önerilerinizi yazmanızı ve bu özetteki eksik veya yanlışları düzeltmenizi rica ederiz.

Erdal Karayazgan

Sema Bayraktar


Erdal Karayazgan'dan özel not : Bu toplanti ozeti ve diger notlar yine Sevgili Sema tarafindan hazirlanmistir. ODP toplantilarimiz nedeniyle akasayabilecek bu gorevi yerine getiren Sevgili Sema'ya bu emeği için teşekkür ederim.

14 Şubat 2009 Cumartesi

OAG RAPORLARI 1 (Şubat/1)

Merhaba Arkadaslar,
5.02.09 tarihli toplantımızı Hanif Han'daki yerimizde yaptık. Bu toplantımıza Sema Bayraktar, Fehim Caculi, Adnan Celayir, Hürriyet Karadeniz, Erdal Karayazgan ve Aydın Özkorucu katılmışlardır.Toplantıda aşağıdaki konular ele alınmıştır.

- ÖDP'deki gelismeler konusunda, ÖDP'li arkadaşlar bilgi ve gözlem aktarımında bulunmuşlardır.

- Daha önceki toplantilarda verdiğimiz, "Farklı olusumlar arasında iletişim zeminini olusturmak" hedefine istinaden önümüzdeki toplantida ‘Tanıtım Metni’ne geri dönüş yapan birey ve gruplarla bir araya gelmeye karar verilmistir. Bu toplantıda, "Yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasıl toplantılar, kimlerle düzenlenebilir" üzerine konuşmak istiyoruz.

- Sol Payda ‘e-posta grubu’, bireylerden ziyade kurumsal temsiliyet taşıyan kişileri üye olarak kabul etmektedir. Talebi üzerine genç üyelerimizden Aydin Özkorucu'nun çoğunlukla gençlerin yer aldığı gruplardan oluşan Sol Payda'ya, Fehim Caculi ve Ali Şenalp'in yanısıra, OAG temsilcisi olarak üye olmasına karar verilmiştir. Aramizda Sol Payda'ya üye olmak isteyen başka arkadaşlar varsa bu konudaki isteklerini gruba iletebilirler.

- Ufuk Uras Koordinasyonu’na Hürriyet tarafından bir yazı yazılması kararlaştırılmıştı. Ancak koordinasyonun fiili durumunun sona ermesi ve OAG'in zaten bir ‘Tanitim Metni'yle açılım yapmasından dolayi bunun gerekli olmadığına karar verilmiştir.

- Önümüzdeki 12.2.2009 tarihli toplantidan sonra 15 günde bir toplanma kararı almış bulunuyoruz. Şüphesiz, her kararımız için geçerli oldugu gibi, bu toplantıya katılmayan arkadaşların itiraz ve farklı önerilerine yani değiştirilmeye açık bir karardır.

- 26.2.2009 tarihli toplantımıza Ahmet İnsel'i davet etmeyi planlıyoruz. Bu konuda C.Murat arkadaşımız görevlendirilmiştir.

Önümüzdeki toplantımız 12.02.09 Perşembe günü saat 19.00'da Hanif Han'da yapılacaktır.

Bu toplantımızda gündem olarak aşağıdaki konular önümüzdedir;

- "Yeni siyasi hat" üzerine yaptığımız tartışmalar sonucunda, ‘Tanıtım Metni’nin temel siyasi yaklaşımlar ve dayanak alınan değerlerin özetlendiği bir siyasal perspektifi gösterdiği ve uzun vadeli amaçlar/hedeflerden oluştuğunu, daha kısa vadeli olarak ise bu aşamada iki önemli hedefte yoğunlaşabileceğimizi konuşmuştuk; "Demokratikleşme zeminini oluşturacak söylem ve eylemler" ve "farklı oluşumlar arasında iletişim zeminini oluşturmak"...
- İkinci hedefe yonelik olarak ‘Tanıtım Metni’mize geri dönüş yapan birey ve grupları gelecek haftaki toplantımıza davet ediyoruz ve "yeni bir sol için önümüzdeki süreçte nasıl bir yöntem izlenebilir, nasıl toplantılar, kimlerle düzenlenebilir" üzerine konuşmak istiyoruz.

- Önümüzdeki toplantıya Güncel Sol'dan arkadaşlar da katılacaktır. Gündem izin verirse kendileriyle ortak web sitesi hakkinda da konuşmayı planlıyoruz.

- OAG icin bir blog oluşturulması gündemdedir (Oluşturuldu bile).

- Kendi iç iletişim sorunlarımızı nasıl çözeceğimize dair konuşmamız gerekiyor.

- Çatı partisine yönelik olarak bir yazı yazılmasi teklifi vardır.

- Önemli konuların saptanarak, bunlara uygun konukların davet edilmeleri ve/veya bu konularda sunum yapacak gönüllü üyelerimiz tespit edilecektir.

Gündem önerilerinizi yazmanizi ve bu özetteki eksik veya yanlışları düzeltmenizi rica ederiz.

Erdal Karayazgan
Sema Bayraktar

9 Şubat 2009 Pazartesi

(OAG) ÇALIŞMA ETİĞİ KURALLARI

AMAÇ: Ortak Arayış (OA)’ın temel amacı, kendini demokrat, sosyal demokrat, solcu, sosyalist olarak niteleyenlerin, çıkarları daha fazla sosyal haklar, demokrasi ve özgürlükten geçen geniş kesimleri kapsayacak bir şekilde, “demokrasi ve özgürlükler” ortak paydasında yeni bir siyasi kulvarı tariflemektir.

OA, bu kulvarın tariflenmesi sürecine aktif katılımı sağlayacak bir ortak zeminin oluşturulması çalışmalarını yürütmek üzere bir araya gelmiş gönüllülerden oluşur.

Demokrasi ve özgürlüklerin genişletilip derinleştirilmesini amaçlayan tüm siyasi parti, sivil toplum kuruluşu, oluşum ve hareketler, yaşamsal çıkarları daha fazla demokrasi ve özgürlükten geçen tüm toplumsal sınıf ve kesimler bu ortak zeminde yer alacak temel ve kurucu unsurlardır.

ORTAK ARAYIŞ ÇALIŞMA ETİĞİ

OA, “Yöneten yönetilen ayrımının olmadığı; özgürlükçü ve dayanışmacı bir toplumsallık” tahayyül etmekte, bu toplumsallığın otoriter ve hiyerarşik ilişkilerle kurulamayacağını kabul etmektedir.
OA, yukarıda kısaca tarif edilmeye çalışılan toplumsallık tahayyülünü uzak bir geleceğe ertelemektense, bugünü içererek kurulması gerektiğini; kişinin önce kendi iktidar hırsıyla başa çıkmayı sonra diğer kişilerle kuracağı ilişkilerde iktidar üretmemeyi temel bir amaç olarak kabul etmesini arzulamaktadır.
OA katılımcıları birbirlerine karşı eşit ve eşdeğerlidir. Bu durumun işler hale gelmesi için sekreterlik, kolaylaştırıcı vb. görevler gönüllülük esasına göre üstlenilir ve rotasyona tabidir.
Görevlerdeki rotasyon süresi tarafların anlaşmasıyla değiştirilebilir; ancak hiçbir şekilde altı ayı geçemez.
OA’ın çalışmaları mutlak anlamda bir şeffaflık içererek yürütülür. Kolaylaştırıcı ya da sekreter şeffaflığın gereklerini yerine getirmekle yükümlüdür (Toplantıya katılanların listelenmesi, alınan kararların toplantı sonunda özetlenmesi, gruba ilan edilmesi, bir sonraki toplantı zaman ve gündeminin ilan edilmesi..vs.)...
OA’da kararların -grubun tamamının karar alma sürecine aktif katılımını; ortak ve özgür irade temelinde bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar alabilmeyi; azınlıkları ezmemeyi/yok saymamayı; anlaşılmama hissine kapılmadan ya da başka rahatsızlıklar duyulmadan herkesin kabul edebileceği, tahakkümsüz ve şiddetten arınmış çözümü; çoğunluklara azınlıklardan daha fazla erk tanımamayı; çoğunluk sisteminin tersine bireysel kanıların oluşmasını mümkün kılmayı ve herkes için en uygun olan çözümler üretilmesini hedefler (bkz: EK -1 ve EK-2).
7. OA’a katılacak kişiler grubun amacını kabul etmiş sayılırlar. Onay ya da tavsiye gerekmez.
8. OA’a yollanan elektronik postalar grup üyelerine yöneliktir. Yazı sahibinin izni olmaksızın başkasına iletilemez.
9. OA, eylem ve bilgi üretimini gerçekleştirmek amacıyla çalışma komisyonları oluşturabilir.
Toplantılar sırasında tütün ve tütün mamulleri içilmez ve içenlerin toplantıyı devamlı izleyebilmesi için talep halinde sigara molası verilir.
Bu (11.) madde dışındaki bütün maddeler değiştirilebilir.

EK-1: BİR KARAR ALMA YÖNTEMİ OLARAK KONSENSUS (UZLAŞMA)

Konsensüs grup toplantılarını ve toplantıların ardından gelen karar alma süreçlerinde kolaylaştırıcı bir yöntemdir. Grubun tamamının karar alma sürecine aktif katılımını olanaklı kılmak için çeşitli yöntemler içerir.
Konsensüse varmak, ortak ve özgür irade temelinde, bütün muhatapların kabul edebileceği kararlar alabilmektir. Azınlıklar ezilmemeli veya yok sayılmamalıdır. Konsensüs, bir sorunun diğerleri tarafından anlaşılmama hissine kapılmadan ya da başka rahatsızlıklar duyulmadan herkesin kabul edebileceği, tahakkümsüz ve şiddetten arınmış çözümü hedefleyen bir yöntemdir.
En iyi olasılıkla bu sürecin sonunda hemfikir olunur. Ama bu her zaman mümkün değildir. Aynı zamanda farklı görüşler varlıklarını sürdürüyorsa, değerli sosyal öğrenim süreçleri başlatılır. Konsensüse giden yolda tüm muhataplar diğerlerinin bireyselliklerini, anlayışlarındaki farklılıkları ve olası çözüm önerilerini kabul etmeli ve ciddiye almalıdır. Bu karşılıklı saygının, hoşgörünün ve güvenin geliştirilmesi anlamına gelir.
Konsensüs prosedüründe tüm endişeler, itirazlar, rasyonel veya duygusal argümanlar ciddiye alınır. Yani içerikle ilgili sorunların duygusal endişelere göre öncelik taşıdıkları gibi bir itiraz hiyerarşisi yoktur.
Böylece konsensüs, karşılıklı dinlemek, kabul etmek ve belki de anlamak yoluyla farklılıkların olumlu biçimde değiştirilmesi imkanını içinde barındırır. Karar alma sürecinde işbirliği ve herkesi dikkate alma iradesiyle konsensüs, çoğunluk sisteminden belirgin olarak farklıdır.
Konsensüs yöntemini uygulamanın temel bir ön koşulu grubun benzer siyasi anlayış ya da aynı hedef gibi ortak bir zemine sahip olmasıdır. Konsensüs; eşit erk düzleminde bulunanlar arasında mümkündür.
Demokratik yöntemlerin çoğunluk sisteminde, azınlık olanlar hesap dışı kalır. Bu çoğunluklara azınlıklardan daha fazla erk tanınmasıyla yapısal şiddetin bir tezahürüdür. Çoğunluk sisteminde bireysel kanıların oluşması imkansızlaşır ve herkes için en uygun olan çözümler üzerine düşünülmez.
Konsensüs prosedürü mucizeler yaratmaz. Ama tahakkümsüz ve şiddetten arınmış bir toplum için vazgeçilmezdir.

KONSENSUSU KOLAYLAŞTIRACAK BAZI KURALLAR
AKTİF DİNLEME : Bir başkasının söyledikleri doğru biçimde anlamak için ne yanıt verebileceğimi düşünmeden söyleneni algılamaya çalışmak. Doğru algıladığından emin olmak. Hemen söz almayan ya da tepki vermeyen insanların da katılımını sağlamak için zaman tanımak.
DİĞER KİŞİLERİN KABULÜ: Diğer kişiyi kabul etmek, onunla ortaklıklar aramak ve rekabetten kaçınmak. Ötekilere güvenmek ve onlara sorumluluklar tanımak.
ÖZSORUMLULUK : Ortak kararlardan sorumluluk duymak. Kendini ortaya koyup, duyguları da belirtmek. “Ben” olarak konuşmak, “insanlar”, “biz” ya da “başkaları” adına değil.
ZAMAN BÖLÜ KİŞİ KURALI : Ayrılan zamanı varolan kişi sayısına bölerek kendi konuşma zamanını ayarlamak ve tekrarlardan sakınmak.

KONSENSÜS PROSEDÜRÜNÜN BASAMAKLARI
SORUNA AÇIKLIK GETİRİLMESİ : Tüm muhatapların aynı bilgi düzeyine ulaşmaları için sorun ve onunla ilişkili tüm olgular (gerekirse dışarıdan kişiler tarafından) sunulur.
KARAR KONULARININ FORMÜLE EDİLMESİ : Ne üzerine karar verileceğinin çok net ve ayrıntılı biçimde belirlenmesi önemlidir.
TUR : Her birey, ifade edilen soruna dair görüşünü söyler. Bu aşamada tartışma yapılmaz ancak anlamaya yönelik sorular sorulur. Herkes, olabildiğince birinci tekil şahıs dilini kullanarak söz alır ve herkesin eşit konuşma zamanına sahip olmasına dikkat eder. Ötekiler dinlemeye ve kendi fikirlerini söyleyecekleri zamanı doğru kullanmak için tekrarlara yer vermemeye dikkat ederler. Bu arada konsensüs sağlanıp sağlanmadığı meydana çıkar.
BEYİN FIRTINASI : Olası çözüm önerileri sunulur. Her şey mümkündür. Fantezi ve yaratıcılık sınırlandırılmadan her şey kaydedilir.
ÖNERİLERİN BAŞLIKLAR ALTINDA TOPLANMASI VE DEĞERLENDİRİLMESİ: Öneriler başlıklar altında toplanır ve tekrar okunur. Her öneri avantajları ve dezavantajları na göre değerlendirilir. Bu aşamada, çeşitli olanakların yarıştırılması değil ortaklıkların ve kısmi ayrışmaların tespit edilmesi önemlidir.
KONSENSÜS ÖNERİSİNİN ÜRETİLMESİ : Bu aşamada bir konsensüs önerisi formüle edilir. Çoğu zaman tercihlerin hangi çözüme yönelik olduğu çabuk belli olur.
DEĞERLENDİRME TURU : Herkes konsensüs basamaklarına dayanarak formüle edilen öneriye dair fikrini söyler. Bir konsensüsün mevcut olup olmadığına bakılır. Eğer konsensüs sağlanmışsa aşağıdaki maddeden devam edilir. Yok eğer bir konsensüse varılamamışsa “Beyin Fırtınası” maddesine geri dönülür. Bu durumda bir mola vermek ve belki de izleyen süreç için yeni bir terminoloji belirlemek önemlidir.
KONSENSÜSÜN UYGULAMAYA KONMASI : Varılan sonuç bir kez daha ifade edilir ve itirazı olup olmadığı sorulur. İtiraz varsa çözümlenmeye çalışılır. Yoksa sorumluluklar üstlenilir ve kimin, neyi, nasıl, nerede ve ne zaman yapacağı belirlenir.
ÇÖZÜMÜN GÖZDEN GEÇİRİLMESİ : Belirlenmiş bir zamandan sonra çözüm tekrar gözden geçirilir. Neler gerçekleştirildi, ne gibi sorunlar ortaya çıkıyor, yeni bir eylem ve karar alma gereksinimi var mı?

KONSENSÜS PROSEDÜRÜNDE ROLLER
OLUŞTURUCU / KOLAYLAŞTIRICI :
Tartışmanın konu içinde kalmasına ve aşağıdaki kurallara uyulmasına dikkat eder. Herkesin söz olmasını ve kimsenin sözünün kesilmemesini sağlar. Çözüm önerilerini toparlamaya ve ayrıştırmaya çalışır. Kendi görüşlerini rolünden ayrı tutmalıdır.
GÖZLEMCİ :Grup içindeki atmosfere dikkat eder ve yorgunluk, hırçınlık, fazla yoğunluk gibi durumlar ortaya çıktığında uzlaştırıcı müdahalede bulunur. Tek tek kişilerin duygularının üzerinden geçilmemesini sağlar.
ZAMAN AYARLAYICI: Tartışılacak konu için önceden belirlenmiş olan sürenin aşılmamasına özen gösterir ve gerekirse grubu uyarır. Belirlenen süre içinde bir çözüm bulunmasına dikkat eder.
YAZICI: Çözüm önerilerini ve kararları not eder. Karar için önemli olabilecek noktaları duvar gazetesine yazar. Uygulama ile ilgili sorumluların belirlenmesini sağlar. Uygulamanın hayata geçirilmesi için bir zaman belirler.

KONSENSÜS BASAMAKLARI
Aşağıdaki konsensus basamakları karar alma sürecinden önce açıklanır. Katılanlar süreci kolaylaştıran ve sürecin başarılı olmasına katkıda bulunan tavırlara dair çeşitli olanakları bilmelidirler.
BİRİNCİ SINIF KONSENSUS : “Çözüm önerisini onaylıyorum”
Herkes bu yönde tavır aldığında, koşulsuz olarak hemfikir olunmuştur, varılan çözümde herkesin ihtiyaçları dikkate alınmıştır. Çoğunlukla sorun bir bütün değil de tek tek parçalarıyla ele alındığı zaman bu mümkündür.
KOŞULLU KONSENSUS : “Ciddi endişelerim var ama çözüm önerisini onaylıyorum”
Bu durumda varılan en uygun çözüm olmamakla birlikte, kişinin ihtiyaçlarına ve çıkarlarına doğrudan aykırı değildir. Varılan karara kişinin uyması mümkündür. Varolan endişeler gerekirse sonra gündeme gelebilir. Bu çözüm, bir grubun eyleme gücünün olmamasından yeğdir.
KENARDA DURMAK : “ Kararı onaylamıyorum ama bloke etmek de istemiyorum.”
Burada bir kişi kendisini dışarıda tutar ama gruptan ayrılmaz. Onaylamadığı için söz konusu eyleme katılmaz yine de grubun üyesi olarak kalır. Ancak bu durumda da konsensus sağlanamamıştır. Çünkü belli bir süre de olsa bir kişi gruba dahil değildir.
GRUPTAN AYRILMAK : “ Temel endişelerim grup tarafından kabul edilmedi. Gruptan ayrılıyorum.”
Herkesin onaylayabileceği bir çözüm bulunamamış ve konsensüs prosedürü başarısız olmuştur.

EK-2 TOPLANTI DÜZENİ

Toplantılar sık sık bir araya geldiğimiz, ayrı ayrı ama yan yana durduğumuz; hem kendimizi ifade ettiğimiz, birbirimize karşı özgür olduğumuz, hem de birbirimizden öğrendiğimiz, birbirimizle dayanışma dilini inşa ettiğimiz yerlerdir. Ortak Arayış bu toplantılarda kararlar alınırken oydaşma yöntemini benimser çünkü konuşurken/tartışırken esas olan tek başına sonuca varmak değildir, sonuç kadar önemli olan, herkesin kendini ifade ettiği, sonucuna düşünerek katıldığı bir süreci yaşamaktır. Böylesi bir sürecin sonunda oluşan eğilim herkese özgürce katılma/reddetme imkânını verir. Bu sürecin mümkün olduğunca verimli yaşanması için toplantılarda şu hususlara özen gösterilmesi tercih edilir:
• Toplantı salonunun düzenlenişi hiyerarşi üretmemeli, hiç kimseyi iktidar konumuna itmemelidir. Tercihen herkesin birbirinin yüzünü göreceği yuvarlak bir diziliş seçilmelidir.
• Her toplantının başlangıcında toplantı konusunun koordinatlarını çizen; ilk akla gelen temaları özetleyen bir sunuş yapılmalıdır.
• Toplantılar belli bir zaman içerisinde bitmek zorundaysa bu baştan belirtilmeli ve konuşmacıların bu durumu kendilerinin dikkate alması beklenmelidir.
• Herkesin kişilikleri, algılama düzeyleri, aldıkları eğitim, insanlar karşısında konuşma becerisi aynı değildir. Herkesin aynı sürede kendini ifade etmesi beklenmemelidir. Bu yüzden konuşmalarda zaman sınırlaması mümkün olduğunca olmamalıdır.
• OA toplantılarında kişilerin birbirlerine sadece isimleriyle hitap ederek hiyerarşi üretmemeleri tercih edilir.
• Bağırmak haklı olmanın ya da ikna etmenin aracı değildir. Bağırmak bir tür şiddettir. Konuşmacılar ses tonlarına dikkat etmelidir.
• Herkes sırasını bekleyerek konuşmak durumunda olmamalıdır. Bazen yerinde müdahalelerden konuşmacı ve dinleyicilerin yararlanacağı çok özgün fikirler çıkabilir. Ama bu noktada inisiyatif konuşmacınındır. İsteyen konuşmacı, konuşmasına başlamadan önce “sözümü kesebilirsiniz” diyerek onay vermelidir. İzin vermeyene müdahale edilmemelidir.

8 Şubat 2009 Pazar

OAG, CORNER OTEL KONUMUNA KARŞI...

Ortak Arayış Gönüllüleri, kuruluş günlerinde Kadıköy'de başlayan faaliyetlerini öncelikle bütün İstanbul'a yayarak, 'Kente Karşı İşlenmiş İmar Suçları'na yönelik olarak mücadele etme kararı aldı. Ayrıntılar yavaş yavaş gelecek...

ORTAK ARAYIŞ TANITIM METNİ...

Demokrasi, Özgürlük, Adalet,
Eşitlik, Kardeşlik ve Barış İçin…

Birçok toplumsal kesim ve oluşum Hrant Dink’i kaybetmenin acısının ve 22 Temmuz 2007 seçimlerinde çakan “kıvılcım”ın ardından daha özgür, daha adil bir Türkiye ve dünya amacıyla, geniş bir kitlesel dayanışmayı gerçekleştirebilecek yeni bir siyaset anlayış ve dilinin oluşturulması için çaba gösteriyor. Seçimlerde İstanbul Anadolu yakasında solun bağımsız adayı Ufuk Uras’ı seçtirmek amacıyla bir araya gelmiş ve sonrasında kendini “Ortak Arayış Gönüllüleri” olarak adlandırmış olan bizler de bu çabalara aşağıdaki ilkelerle katılıyoruz…

· Her insanı siyasetin öznesi olarak gören,
· Özgürlük, eşitlik, adalet ve demokratik hakları istisnasız herkes için talep eden,
· “Doğrudan demokrasi”yi, yöneten/yönetilen ayrımının olmadığı bir toplumsallık tahayyülünün vazgeçilmez parçası olarak hayata geçirmek isteyen,
· Kişilerin yaratıcı potansiyellerini ortaya çıkarabilecekleri koşulların sağlandığı çoğulcu, özgürlükçü, eşitlikçi ve dayanışmacı bir toplumsal yaşamı amaçlayan,
· Tahayyülündeki toplumsal yaşamı bugünden hayatın her alanında yaşama geçirmeyi asli görev ve sorumluluklarının başında gören,
· Yaşadığı hayatı ve geleceği salt “iktisadın dar penceresinden tanımlayan”, insanı “sermaye” ve “kaynak” olarak gören kapitalist yaklaşımı kabullenmeyen; piyasaların hayatımızdaki tahribatına son vermek isteyen; “kalkınma”, “gelişme”, “ilerleme” vb. kavram ve olguların itirazsız kabullenişlerini “ne için?”, “kim için?” diye sorgulayan,
· İnsanı doğanın parçası olarak gören ve ekosistemin tahrip edilmesini durdurmak isteyen,
· Yaşamın her alanındaki hiyerarşi ve iktidar ilişkilerini sorgulayan, her türlü ayrımcılık, sömürü ve tahakküme karşı çıkan,
· Cinsiyetçi anlayışları reddeden,
· Ezilenlerden ve mağdurlardan yana mücadele etmeyi varoluşunun merkezine koyan; “her insanın onurlu bir yaşam sürdürebildiği dünyayı” bugünden inşa etmek isteyen,
· Barışın egemen olduğu bir dünyayı savunan,
Farklı görüş ve bilgilerin üretilme ve herkes için ulaşılabilir olmasını; birey olarak özgürleşmenin olmazsa olmaz şartlardan birisi olarak gören,
· “Toplumsal dönüşümün kitlelerin kendi eseri olması gerekir” ilkesinden hareketle siyasi örgütleri “kitle mücadelelerinin aracı” olarak gören,
· Karar ve eylemlerinde vicdanının sesine de kulak veren, kendisini ve yaptıklarını sürekli sorgulayan bir anlayışa dayanan,
· Küresel sorunlar karşısında küresel dayanışma ve enternasyonalizmin önemine inanan,
· Algı ve sorumluluk dünyasını sınıf, parti, millet, ırk, cins, inanç, tür ve devlet ötesi bir değerler ölçeğinde kurmaya çalışan,
· Bu metin de dahil olmak üzere tüm yazılacak siyasi metinleri her zaman değişime açık “taslak metinler” olarak gören,

bizler; yukarıda belirtilen öncelikleri içeren bir perspektifle birbirimizle konuşarak, birbirimize sorarak, birbirimizi dinleyerek, birbirimizi anlamaya çalışarak ve birbirimizden öğrenerek yeni bir siyasal seçeneğin inşa edilebileceğini; benzer arayışta olanlarla çoğalabileceğimizi düşünüyoruz...

BİRLİKTE BAŞARABİLİRİZ...

Adnan Genç
Dönem Sözcüsü
ortak.arayis.gonulluleri@gmail.com
ORTAK ARAYIŞ GÖNÜLLÜLERİ

ORTAK ARAYIŞ GÖNÜLLÜLERİ NEDİR?...

Değerli arkadaşlar, Hepinize merhabalar…

22 Temmuz seçimleri arifesinden itibaren, öncelikle Kadıköy’de bir araya gelen bir grup solcu birey olarak; bizler, yeni bir siyasi çalışma atölyesi kurmus bulunuyoruz. Çalışmalarımızı, hem monoblok yapıların ezberlerinin bozulmasına yönelik gereksinmeden hem de ‘ 21. yüzyılda toplumsal karşılığı olabilecek yeni sol söylem’in yaratılması için bir zemine olan gereksinmeden dolayı yoğun bir tempoda sürdürüyoruz… Kendimizi de Ortak Arayış Gönüllüleri (OAG) olarak isimlendirdik…
Söz konusu grubumuz 7 ayı geçen bir süredir kapalı devre çalışıyordu zaten… Her hafta düzenli olarak kendi içinde toplanırken, on beş günde bir de yakın ve ulaşılabilir çevrelerimize yönelik olarak sohbet toplantıları düzenliyoruz. Pek çok akil insanı, birlikte düşünmeyi ve tartışmayı geliştirici bulduğumuz arkadaşlarımızı sohbete çağırıyoruz. Fikirlerinden yararlanıyoruz, tartışıyoruz ve öğrenmemizi sürdürüyoruz…
Bu süreç sonunda bir Tanıtım Metni hazırladık. Bunu sizlerin bilgisine sunuyor ve aynı arayışı kendine dert edinen kişi ve kesimlerle buluşmayı öneriyoruz. Tartışalım, fikirlerimizi çarpıştıralım ve küresel kapitalizmin bunca saldırgan pozisyonuna karşı durumumuzu geliştirelim, ortaklaştıralım ve güçlendirelim istiyoruz…
Görüşlerinizi ve katılımınızı bekliyoruz…
Adnan Genç
OAG Dönem Sözcüsü